Tweetle

Geleceğin öncüsü...

Oca

Yakın tarihimizin en önemli yapılarından biri Anıtkabir'dir. Aynı şekilde geçmişi de en az bilinen yapılardan biri Anıtkabir'dir dersek yanlış olmayacaktır. Eylül ve Kasım aylarında yazdığım köşe yazılarında(Eylül ve Kasım yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.) sırasıyla Anıtkabir'in inşaat sürecini ve Atatürk'ün Etnografya Müzesi'nden nakledilişini yazmıştım. Bu yazıda da Atatürk'ün Anıtkabir'e defninden yaklaşık 7 sene sonra Anıtkabir'e yapılan definleri anlatacağım. Aslında bu yazı, daha önce de bahsettiğim üzere, Anıtkabir yazı dizisinin sonu olacaktı. Ancak beklediğimden fazla biriken kaynakça ve okuyucuyu sıkmamak adına 2 parçaya bölmeye karar verdim.
 
Tarihe bakarken "ideolojik perspektif" dışına taşmak oldukça zor bir iştir, ancak tarih yazanların vazifeleri ideolojileri çerçevelendirmek ya da geçmişte hüküm süren ve kendine yakın bulduğu ideolojilerin meşruluğunu sağlamak değildir. Dolayısıyla, tarihçi olmamama rağmen bu disiplini değerli bulduğum için,  bu yazıda herhangi bir ideolojinin faaliyetini meşrulaştırmak gibi bir çabam olmayacak.
 
27 Mayıs Darbesi'ne Giden Süreç ve 27 Mayıs
Demokrat Parti'nin kazandığı son seçim olan 1957 Genel Seçimleri sonrası, antidemokratik politikaları partinin kimliğinin önüne geçti. Özellikle 1959 ve 1960, Türkiye'de siyasetin gerginleştiği yıllar oldu. Toplumsal muhalefetin doruk noktası 28 Nisan'da Beyazıt'ta yaşandı. Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz güvenlik birimlerinin müdahalesi esnasında hayatını kaybetti. Hukuk Fakültesi öğrencisi Hüseyin Onur yaralandı, yarasının kangren olması üzerine bir bacağı kesildi[1](27 Mayıs sonrası "Hürriyet Gazisi" olarak anıldığı kaynaklar vardır). 28-29 Nisan, Türkiye'de 12 Eylül'e kadar sıkça gerçekleştirilecek olan öğrenci eylemlerinin başlangıcı olarak kabul edilebilir[2]. İstanbul'da sıkıyönetim ilan edildi. Daha sonra  "555K" olarak anılan eylem, 5. ayın 5. günü saat 5`te Kızılay'da gerçekleştirilmişti. 21 Mayıs'ta da Harbiyeli öğrencilerin yaptığı yürüyüş(Sessiz Yürüyüş olarak da anılır), darbenin habercisi niteliğindeydi.

38 askerden oluşan MBK tarafından 27 Mayıs'ta yönetime el koyuldu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, bakanlar ve pek çok diğer isim gözaltına alındı. Darbe sonrasında doğal bir "belirsizlik" ortamı vardı. Bu belirsizlik, 27 Mayıs öncesindeki sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasaklarıyla da bağlantılıydı. Yazının konusu kapsamında şöyle anlatabilirim; ülke gündeminin uzun süre merkezinde yer alacak olan "Hürriyet Şehitleri, Devrim Şehitleri ya da İnkılap Şehitleri", pek çok kişinin haberdar olduğu kişiler değildi. Peki ya kimdi bu şehitler? Kronolojik bir sıralama yaparsak, ölümünde günümüzde bile netleşmeyen kısımlar olan(Kasten öldürüldüğü mü yoksa seken kurşunla mı öldüğü konusu muğlaktır.) İÜ Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz, İEL öğrencisi 17 yaşındaki Nedim Özpolat(28 Nisan Olayları sonrası tankın paletlerinin altında kalmıştır.), Teğmen Ali İhsan Kalmaz, 27 Mayıs kutlamalarına babasıyla katılan ve sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği için vurulan 12 yaşındaki Ersan Özey[3] ve Harbiye'de 1.sınıf öğrencisi olan Sökmen Gültekin şeklinde sıralanan bir çizelge karşımıza çıkıyor.

Peki Turan Emeksiz'in ölümü neden halen muğlak? Aslında soruya cevap vermeden önce, bu muğlaklığın büyük bir ihtimalle hep muğlaklık olarak kalacağını belirtmek gerekiyor. 28 Nisan'ın simgeleşen ismi Turan Emeksiz, vefat ettiği günlerde basın tarafından derinlemesine yer alamadı. 
Sayfa 96
 
Elektrik direğinden seken kurşunun Emeksiz’in ölümüne yol açtığı yönündeki
bu anlatım, 28 Nisan günü Gureba Hastanesi’nde yapılan otopsi sonucu hazırlanan
raporla desteklenmektedir. Daha sonra bu raporun DP hükümetinin baskısı ile
hazırlandığı ve Emeksiz’in vücudundaki kurşunun değiştirildiği iddia edilmiş, raporu
hazırlayan heyet Yassıada’da yargılanmıştır. Duruşmada suçlamaları reddeden
sanıklar, mahkeme sonunda beraat etmişlerdir.
 
99,100
 
Ölümün nasıl gerçekleştiğinin karanlıkta kalmasının bir başka
nedeni ise 29 Nisan’ın ilk saatlerinde ailesine haber verilmeksizin Emeksiz’in
cenazesinin toprağa verilmesidir. Daha sonra Gureba Hastanesi’nde otopsi yapıldığı ve seken kurşunun vücutta bulunduğu açıklansa da kısa sürede yapılan ve sonucu
açıklanan bu otopsinin düzenlenmesinde hükümetin etkili olmuş olabileceği akla
gelmektedir. Emeksiz’in vücuduna kaç kurşun isabet ettiği, kurşunun ya da
kurşunların hangi açıdan ve ne şekilde vücuda girdiği belirsizdir. Tüm bunların
yanında silahla yaralanan ve hatta sakat kalan öğrencilerin varlığı elektrik direğinden
sekerek gelen kurşun iddiasını zayıflatmaktadır.

Kayıp gençleri aramak için İstanbul Üniversitesi'nde kurulan komisyon çalışmaları sırasında üç mezar açtırdı. Mezardan çıkartılan cesetler incelendi, ancak cesetlerde kurşun yarasına rastlanmadı. 5 Haziran 1960
 

Topçu Teğmen Ali İhsan Kalmaz, Ulus'taki PTT Umum Müdürlüğü Binasını ele geçirmek üzere görevlendirilen askerlerdendi[N]. Ankaralılar'ın adını ve yerini büyük olasılıkla bildiği ancak o ismin kim olmadığını bilmediği "Şehit Teğmen Kalmaz Caddesi", Ulus'taki PTT Genel Müdürlüğü'nün yan sokağının adıdır hala. 
Hürriyet İçin, Kurmay Binbaşı Avni Elevli, Yeni Desen Matbaası, 1960, sayfa 168
 
Topçu Teğmen Ali İhsan Korkmaz
 
Ulus’taki PTT Umum Müd binasının ele geçirilmesi için görevlendirilmişti.

_______________
[1]: Milliyet, 29.05.1960, Sayfa 8
[2]: Şehitliğin İnşası ve İmhası: Turan Emeksiz Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Turgay Gülpınar, Ankara, 2012, Sayfa 92
[3]: Bu konuda o dönemin basınına göz atıldığında "kaza kurşunuyla" ölmüş olduğu da yazılmıştır.
[N]: Hürriyet İçin, Kurmay Binbaşı Avni Elevli, Yeni Desen Matbaası, 1960, sayfa 168
 
 
T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÜRK İNKILÂP TARİHİ ENSMEKÂN VE SİYASET İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA ANITKABİR (1938-1973)
Doktora Tezi
Tunç BORAN
 
İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulan komisyon, öldürülen yüzlerce gencin isimlerinin belirlenmesi için araştırma yaptı. Nihayetinde gösteriler sırasında ölen iki gençten başka isim tespit edilemedi.  sayfa 296
 
27 Mayıs‟ın yıldönümü de Anıtkabir‟de yapılan törenle kutlandı. Darbenin birinci yılında askerler, üniversite öğrencileri, çeşitli dernek ve siyasi parti temsilcilerinden oluşan kortej Ankara caddelerinde yürüyerek Anıtkabir‟e gitti.  sayfa 305
 
27 Mayıs‟ın ikinci yıldönümü, Anıtkabir‟deki törenle başladı. Senato Başkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Bakanlar, parti liderleri, milletvekili, senatörler, subaylar ve gençlik temsilcileri katıldı. Cumhurbaşkanı Gürsel, İstanbul‟da bulunduğundan törene katılmadı. Atatürk‟ün sembolik lahdine çelenk koyulduktan sonra devrim şehitlerinin mezarlarına da çelenk koyuldu ve saygı duruşunda bulunuldu.Milliyet Gazetesi, 28 Mayıs 1962.
3 Nisan 1963‟de Millet Meclisinde 27 Mayıs darbesi, yasa değişikliği ile Anayasa ve Hürriyet Bayramı ilan edildi.Millet Meclis Tutanak Dergisi, Devre 1, Birleşim 66, 3 Nisan 1963, C.15, s.137-148. Anayasa ve Hürriyet Bayramı olan 27 Mayıs‟ın üçüncü yıldönümünde, Senato, Meclis Başkanları, Başbakan, milletvekilleri, askeri erkân 27 Mayıs müdahalesinin yıldönümünde Anıtkabir‟i ziyaret etti. Milliyet Gazetesi, 28 Mayıs 1963.  SAYFA 306
 
20-21 Mayıs 1963 ayaklanması sırasında hükümete bağlı askerlerle isyancılar arasındaki çatışmalarda 1 Hava Albayı, 1 Binbaşı, 2 Harp Okulu öğrencisi ve 4 er olmak üzere 8 kişi öldü, aralarında yüksek rütbeli subayların yer aldığı 26 kişi yaralandı.1533 23 Mayıs 1963 günü toplanan Milli Güvenlik Kurulu, “silahlı ayaklanmanın bastırılması sırasında şehit düşenlerin Anıtkabir’e gömülmeleri” yönünde karar aldı.1534 Bu karar sonrası, Milli Savunma Bakanlığı Basın İrtibat Bürosu 25 Mayıs 1963 tarihinde yaptığı açıklamada; “20-21 Mayıs gecesi Anayasa rejimine karşı vaki ayaklanma sırasında rejimi korumakla görevli Silahlı Kuvvetler mensuplarından Binbaşı Cafer Atilla, Onbaşı Hasar Aktor, Er Mustafa Gültekin, Er Mustafa Çakar ve Er Mustafa Şahin şehit oldukları ve törenle Anıttepe’deki şehitliğe defnedildiklerini” duyurdu. Milliyet Gazetesi, 26 Mayıs 1963. Hürriyet şehitleri, büyük ve gösterişli törenle Anıtkabir‟e defnedilirken bu defa daha sade bir tören tercih edildi.      28 Mayıs 1963 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, askeri ayaklanma sırasında asilerle çıkan çatışmada ağır yaralanan Hava Albay Fehmi Erol‟un öldüğünü duyurdu. Fehmi Erol‟un cenazesinin 29 Mayıs 1963 günü düzenlenecek törenle, Anıtkabir‟e defnedileceği bildirildi. 1536 Hava Albay Fehmi Erol‟un cenazesi 29 Mayıs 1963 günü törenle kaldırıldı ve naaşı Anıtkabir‟deki hürriyet şehitlerinin yanına gömüldü. SAYFA 321
 
 
 
İsmet İnönü‟nün cenazesi, 28 Aralık 1973 günü düzenlenen devlet töreni ile Anıtkabir‟de toprağa verildi.Milliyet Gazetesi, 28 Aralık 1973.
İsmet İnönü‟nün mezarı ve lahdi 1993 yılında başlayan 1997‟de tamamlanan çalışmalarla yeniden düzenlendi. BASIM TARİHİAnıtkabir Tarihçesi, s.91 SAYFA 327
 
 
 
İnönü‟nün ölümü sonrası defin yeri tartışıldı. İsmet İnönü‟nün oğlu Ömer İnönü; babasının cenazesinin İzmir‟e nakledilerek annesinin yanında defnedilmesinin daha doğru olacağını söyledi. Babasının kendi annesinin yanına gömülmek istediğini ifade etti. Milliyet Gazetesi, 26 Aralık 1973. İsmet İnönü‟nün torunu Gülsün Bilgehan ise, İnönü‟nün eşi Mevhibe Hanım‟ın İsmet İnönü‟nün Anıtkabir‟e defnedilmesine itiraz ettiğini belirtmektedir. Mevhibe Hanım, kendi ölümünden sonra eşinin yanına defnedilmek istediği için İsmet İnönü‟nün aile kabristanına gömülmesini istedi. Ancak bu isteğinden vazgeçmek zorunda kalarak İsmet İnönü‟nün Anıtkabir‟e defnedilmesine razı oldu. İsmet İnönü‟nün ölümünden sonra Naim Talu hükümeti, İnönü‟nün Pembe Köşkünü ziyaret etti. Bakanlar Kurulu, köşkte toplantı yaparak İnönü‟nün Anıtkabir‟e defnedilmesi kararını aldı. SAYFA 326
 
Hürriyet Şehitlerinin Anıtkabir‟e gömülmesi ile Anıtkabir‟in yalnızca Atatürk için olduğu kuralı da ihlal edildi. 26 Mart 1940 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, inşa edilecek Anıtkabir‟in sadece Atatürk‟e ait bir anıt mı yoksa ülkenin ulusal büyüklerine ait bir panteon olmasını oylamış ve Anıtkabir‟in yalnızca Atatürk‟e ait olması kararlaştırıldı.Akşam Gazetesi, 27 Mart 1940, Tan Gazetesi, 27 Mart 1940; Cumhuriyet Gazetesi, 27 Mart 1940; Vakit Gazetesi, 27 Mart 1940
 
Başbakanlık Anıtkabir Komisyonu, 18 Şubat 1941 tarihinde Uluslararası Proje Yarışması hakkında yayınladığı tebliğde, “Ebedi Şef için gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış Anıtkabir projesi” ifadesi yer almıştı.Ulus Gazetesi 19 Şubat 1941.
 
Anıtkabir Uluslararası Serbest Proje Yarışması Şartnamesi ise, “Ebedi Şef Atatürk için yapılacak Anıtkabir inşası” ifadesi ile başlıyordu.Mithat Aydın Özel Arşivi, Atatürk Anıt-Kabir Proje Müsabakası, s.3-10.
 
CHP Parti Grubu, Anıtkabir‟e ulusal devlet büyüklerinin dahi defnedilmesini uygun bulmamıştı. 27 Mayıs yönetimi ise kendi meşruiyeti için Anıtkabir‟i bir panteona ve devlet mezarlığına dönüştürmekte sakınca görmedi. Hürriyet şehidi denilen beş genç, kuşkusuz ulusal kahramanlar veya devlet büyükleri de değildi.
 
Cemal Gürsel, 219 gün süren derin koma halinde 14 Eylül’de  hayatını kaybetti.
 
 
 
 
Hürriyet Şehidi Ali İhsan Kalmaz, Doğan Kardeş Yayınları A.Ş. Basımevi
 
Takriben 4.00 sularında hayatını kaybetti. Sayfa 12
 
 
 
“Ey 27 Mayıs Devriminin tek şehidi!”. Bir arkadaşı
 
Sayfa 19
 
 
 
Devlet ve Hükûmeti Başkanı Gürsel’i temsilen oğlu Özdemir Gürsel katıldı. 10 Haziran 1960 Cuma
 
Sayfa 57
 
Türk siyasal yaşamında Cemal Gürsel
 
Fırat Kara, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, sayfa 356
 
Genelkurmay’n, Gürsel’in Antkabir’de devrim ehitlerinin yanna gömülmesi
teklifi üzerine hükümet durumu görüüp karara balamt.
 
 
27 Mayıs’a katılan askerlerle, 21 Mayıs???? Girişimi’ne direnirken ölen askerlerin aynı yerde bulunmasının daha doğrusu darbe yapmak ve darbeyi engellemek için ölenlerin aynı yere defnedilmesi bu yazının konusu değil.
 
___________________
 
ŞEHİTLİĞİN İNŞASI VE İMHASI: TURAN
EMEKSİZ ÖRNEĞİ
Yüksek Lisans Tezi
Turgay GÜLPINAR
Ankara, 2012
 
 
 
 
 
92-93
 
28 Nisan 1960 günü yaşananlar hakkındaki bilgiler çeşitli ve çelişkilidir.
Olayların nasıl başladığı, kimler tarafından örgütlendiği, çatışmanın ne zaman ve ne
şekilde başladığı ve devam ettiği, kaç kişinin ne zaman ve ne şekilde öldüğü uzun yıllar tartışılmıştır ve hâlâ bu tartışmalar zaman zaman da olsa siyasal gündemi
etkilemektedir. O günkü protestonun hedefi olan siyasal iktidarın, eylemi sert bir
biçimde bastırma yönünde irade kullandığı, hükümete bağlı durumdaki güvenlik
birimlerinin protestocu öğrencilere ateş açtığı tartışmaya taraf olan herkes tarafından
kabul edilmektedir. Tartışma çok küçük gibi görünse de önemli bir ayrıntı üzerinedir:
Polis hedef gözeterek öğrencilerin üzerine mi yoksa kalabalığı dağıtmak için havaya
mı ateş açmıştır? Bu tartışmanın üzerinde yoğunlaştığı olay ise 28 Nisan günü öğle
saatlerinde Beyazıt Meydanı’nda polis tarafından vurularak öldürülen Orman
Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz’in ölümünün nasıl gerçekleştiğidir.
 
 
 
 
 
 
MEHMET Ö.ALKAN - TOPLUMSAL TARİH 266.sayı, Şubat 2016 , En Doğru Bildiğimizden Kuşkulanmak-12 Anıtkabir'in Unutulan Darbe(Hürriyet-İnkılap-Devrim-27 Mayıs) Şehitleri
 
 
Mehmet Ö. Alkan, Devrim Şehitliği uygulamasını şöyle yorumluyor: Bu görkemli tören, darbeyi bizzat Atatürk'ün kişiliğiyle olduğu kadar, ideolojisi ve kabriyle de bütünleştirmek gayretinin bir sonucudur; yani darbe Atatürk'ün isteyeceği bir eylem olarak meşrulaştırılmakta, darbeciler kendilerini Atatürk'ün izinde giden, ölenleri de Atatürk'ün uğrunda ölen şehitler olarak tanımlamaktadır. sayfa 49
 
İnönü başkanlığında, kumandanlarla yapılan toplantıda 21 Mayıs olaylarında darbeyi önlemek için ölenlerin de şehit olarak adlandırılması ve Anıtkabir'e gömülmeleri kararlaştırıldı.
 
Cumhuriyet 24 Mayıs 1963, s. 1 ve 5
Cafer Atilla, TBMM önünde ayaklanmaya katılan Harp Okulu öğrencileri ile, Muhafız Alayı arasında çıkan çatışmada ölmüştür. Mustafa Şahin, Mustafa Çakı ve Hasan Aktar ise 21 Mayıs gecesi sabaha karşı ayaklananları korkutmak ve sindirmek için Hava Kurvvetleri'ne bağlı F-100 uçaklarının birinden düşen bir roketin Emniyet Müdürlüğü önünde patlaması sonucunda ölmüşlerdir. Ölenler arasında er Mustafa Gültekin de bulunmaktadır. Milliyet 25 Ağustos 1988, s. 1.
 
Ölenler için 22 Mayıs 1963'te TBMM'de saygı duruşunda bulunulur.  23 Mayıs'ta toplanan MGK, "silahlı ayaklanmanın bastırılması sırasında şehit düşenlerin Anıtkabir'e gömülmeleri" için karar alır.   Cenazeler Hacı Bayram Camii'ne getirilmiştir ve burada cenaze namazı kılınmıştır. Yapılan hazırlığa göre cenazeler buradan çıkarılıp planlanan yerlere defnedilecekti ancak namaz kılınırken MGK'nin aldığı karar ulaşmıştı: "Devrim Şehitlerinin yanına Anıtkabir'e gömülme". Bu 5 isme daha sonra 20/21 Mayıs Darbe Girişimi'nde yaralanan ve 29 Mayıs'ta vefat eden Hava Albay Fehmi Erol(Ankara Radyoevi'ni korumakla görevlendirilmişti, çatışmalarda yaralanmış ve daha sonra vefat etmişti.) da eklendi.
 
 
Cemal Gürsel'in tabutu 17 Eylül'de TBMM önüne getirildi, katafalka konuldu ve 18 Eylül'de toprağa verildi.  Hürriyet  19Eylül 1966, s. 1
 
İnönü Ailesi(Örneğin Ömer İnönü, Mevhibe İnönü), İsmet İnönü vefat ettikten sonra kendisinin hep annesinin yanına defnedilmeyi istediğini, İzmir'e defnedilmesini daha uygun gördüklerini açıklamışlardır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KÜPÜRLER
 
Ayrıca Onar, Milli Birlik Komitesi‟nin ölen gençlerin Anıtkabir‟e gömülmesini istediğini, “Şehitlerin Atatürk’ün etrafında toplayarak bir panteon” meydana getirileceğini açıkladı.   Cumhuriyet Gazetesi, 3 Haziran 1960
 
 
Gürsel'in görevine devam edemeyeceğinin belirtilmesi üzerine, 28 Mart 1966'da, TBMM'de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve Cevdet Sunay beşinci Cumhurbaşkanı oldu. Milliyet Gazetesi, 29 Mart 1966.
 
Milliyet Gazetesi‟ne göre, Genelkurmay Başkanlığı, Gürsel‟in Anıtkabir‟e gömülmesi konusunda inceleme yaptırmış, fakat Anıtkabir içinde Atatürk‟ün kabrinden başka mezar yeri olmadığı görülmüştü. Bunun üzerine Gürsel‟in 27 Mayıs şehitleri ile 21 Mayıs şehitlerinin mezarları arasında kalan yere gömülmesi kararlaştırıldı.Milliyet Gazetesi, 16 Eylül 1966.
 
iKİ YAZIDA DA. "Oğluna da şehit ağabeyinin adını koyan Şeref Kalmaz, 27 Mayıs İhtilali gecesi Aİ Kalmaz şehit düştükten sonraki gelişmeleri şöyle anlattı:
 
'Cenazeyi Isparta'ya götürmeye karar verdik. Cemal G Paşa, olayın Kalmaz ailesinden çıktığını, Türk milletine mal olduğunu, bu yüzden Atatürk'ün ayak ucuna bekçi olarak gömüleceğini beyan etti. Bu yüzden cenazeyi bize vermediler. 10 Haziran 1960 günü kardeşim ile birlikte 5 kişi Anıtkabir'e gömüldü.'
 
Şehit kardeşlerinin acılarını aile olarak 28 yıl boyunca sürekli kalplerinde hissettiklerini, tek tesellilerinin de mezarın Anıtkabir'de bulunması, okullara, sokaklara, caddelere, ormanlara adının verilmesi olduğunu ifade eden Şeref Kalmaz, '28 sene sonraki içler acısı durumdan üzülüyoruz. Vatan ve millet için ölen insanın sonu bu mu olacaktı? Bu hadiseden sonra çocuğuma milli hisleri nasıl aşılayacağım?' diye sordu.
 
Kalmaz, yetkililerden 12 Eylül öncesi AP döneminde ve 1985 döneminde değiştirilen ağabeyinin adının konduğu okul ve sokak adlarının yeniden verilmesini istedi." Milliyet, 26 Ağustos 1988, sayfa 14
 
 
 
100 Tercüman, 19 Eylül 1966, s. 7.
 
Gürsel’in doğduğu yer olan Erzurum’un Aziziye Tabyası’ndan getirilen toprak da kabre konmuştur.
 
YANİİİİ
 
Atatürk’ün
 
defninde gerçekleştirilen, yurdun farklı yerlerinden toprak getirip karıştırma bu sefer de tekrar edildi
 
 
 
EK-20: 21 Mayıs 1963 Askeri darbe girişiminde ölenlerin Anıtkabir’e defnedilmelerine dair karar
 
BCA: 030.18.01.170.30.20
 
 
 
EK-21: Cemal Gürsel’in cenazesinin Anıtkabir’e defin kararı
 
BCA: 030.18.01.02.199.63.1
 
 
 
EK-22: Hükümetin İsmet İnönü’nün cenazesinin Anıtkabir’e defnedilmesine dair kararı
 
BCA: 030.18.01.02.309.102.16
 
….

Bugün 14 ziyaretçi Kemalist-Yol'daydı.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=